3.06.2015

AYDIN DOĞAN ÖZGÜRLÜĞÜ!..



Garip,
çok garip,
aynı zamanda da düşündürücü!...
Maalesef bizim kaderimiz bu:
“Basın Özgürlüğü” denilince başları önde olması gerekenler,
bugün kalkmış ahkâm kesiyor,
ona buna ders vermeye çalışıyorlar.. 
Bize
“balık hafızalı”
muamelesi yapıp,
geçmişi unuttuk sanıyorlar… 
Halbuki,
yaşadıklarımız hafızalarımızda o kadar taze ki!. 1996 Yılı’nın sonbaharıydı,
hepiniz bilirsiniz..
Ve bu haberleri o günlerde çok fazla duymuşunuzdur..
Gazeteler sokaklarda,
kamyonlardan attılar,
dağıtımını yapmadılar.. 
                                                            ***
O günlerde Türkiye’de BİRYAY adında ve Aydın Doğan’ın güdümünde bir dağıtım tekeli vardı..
Çok iyi hatırlarım ben o günleri..
Hatta Milliyet Gazetesinin ödüllü bulmacalarını doldurur,
Bir sürü hediye kazanır ama hepsinin de 15 günlük sürelerini hep kaçırırdım..
Hatta Milliyet gazetesine BULMACA bile hazırlardım..
O şirket,
AKŞAM GAZETESİ’nin dağıtımını yapmama kararı almıştı.. 
Niye mi?!. 
Çünkü,
AKŞAM’ın tirajı milyona doğru yaklaşıyordu.. Karşılarına ciddi bir rakip çıkmıştı..
Rahatsız olmuşlardı..
Boğmak,
yok etmek istiyorlardı.. 
Fütursuzluk diz boyuydu..
İnsanların hangi gazeteyi alacağına,
neyi okuyacağına dolaylı olarak bu basın ve dağıtım karteli,
yani Aydın Doğan karar veriyordu. 
                                   ***
Yanlış hatırlamıyorsam,
Tirajı bir milyona doğru tırmanan AKŞAM gazetesinin 800 çalışanı vardı..
Direndiler, mücadele ettiler..
Gazete balyalarını sırtladık,
cadde ve sokaklara çıktık..
Gazetemizi okuyucuya kendimiz ulaştırmaya çalıştık..
Biliyor musunuz,
ona bile engeller çıkardılar..
Bazı belediyeler,
zabıtaları üzerimize saldılar..
Elimizden gazeteleri aldılar,
yüklü miktarda cezalar yazdılar.. 
Aslında Kartel’in saldırısı çok önceden başlamıştı..
Hürriyet Gazetesi’nde Emin Çölaşan gibi kalemler,
uzun süre AKŞAM aleyhine yazılar yazdılar.. Bir basın organını susturmaya,
orada çalışan basın emekçilerini işsiz bırakmaya çalıştılar.. 
Nihayet,
tekel olmanın avantajını kötüye kullanıp “dağıtmıyoruz sizi” dediler..
Okuyucunun farklı bir ses duymasına tahammül edemediklerini açıkça gösterdiler. 
                                   ***
O gün Türkiye’de yaşadıklarımız,
Türkiye’nin müzmin sorunuydu..
Bülent Ecevit,
1980 öncesi basında kartelleşmeyi kırmak için adımlar attı,
kanuni düzenlemeler yapmak istedi..
Ama başaramadı,
engellediler,
imkân vermediler.. 
Gelişmeler üzerine dönemin Başbakanı rahmetli Necmettin Erbakan harekete geçmişti..
Refah-Yol Hükümeti,
Dağıtım Karteli’ni kırmak için bir kanuni düzenleme yaptı..
Ama başta Doğan Medya olmak üzere Kartel bütün gücüyle yüklendi,
engellemeye çalıştı..
TBMM Adalet Komisyonu üyelerini ablukaya aldılar..
ANAP’ı yanlarına çekip,
baskılarla DYP Grubu’nu ikiye böldüler.. Dağıtım Tekeli’ni devam ettirip başkalarına hayat hakkı tanımamak için ellerinden geleni yaptılar.. 
Aralarında kimler yoktu ki!.
Genel Kurul’da görüşmelerin yapılacağı gün Meclis’e kimler gelmedi ki!.
Bugün
“basın özgürlüğü”
nutukları atanlar,
AKŞAM’ın sesini kısmak için neler yapmadılar ki!.
Hepsi o dönemin gazete haberlerinde var.. Gerekirse tek tek sıralayabilirim ama bu köşe ona izin vermez..
İnternetten rahatça ulaşabilirsiniz.. 
Bunlarla ilgili en güzel tespiti,
rahmetli Erbakan yapmıştı..
Hepsini Başbakanlık Konutu’nda bir öğlen yemeğine davet edip,
yüzlerine haykırmış rahmetli Erbakan: 
“Siz hepiniz kölesiniz,
içinizde hiç bağımsızınız yok..
Sizin üzerinizde sansür var..
Siz kırk tane süzgeçten geçersiniz.. 
Bir gazeteci de devam ettirmişti: 
‘Evet,
bu arkadaşların hiç biri Dağıtım Tekeli’nin yanlışlarına karşı çıkamazlar..
Çünkü patronları yapıyor..
Benim yadırgadığım haksızlığa bahane aramaları..
Bari sussalar.’!.” 
Bunların hepsi kayıtlı..
İlginçtir,
o gün karşımda,
bugün Aydın Doğan ve Doğan Medya adına “basın özgürlüğü nutukları” atanlar da vardı!. 
                                       ***
Meclis’te kurmaya çalıştıkları bütün baskılara rağmen,
6 Kasım 2006’da TBMM
“Kartel’e hayır”
dedi..
Düzenleme Meclis’ten geçti..
Galip geldik,
basın özgürlüğü kazandı ve bu onuru ömrüm boyunca taşıyacağım..
Çünkü ben de 2005’in Kasım ayından itibaren köşe yazmaya başlamıştım.. 
Onlar ise,
Cumhurbaşkanı’na baskı yaptılar..
Kanunu veto ettirmek için uğraştılar.. Olmayınca da düzenlemeyi Anayasa Mahkemesi’ne götürüp bir maddesini iptal ettirdiler.. 
Sonra,
bin bir türlü ayak oyunu yaparak,
kalan tek maddeyi de uygulanamaz hale getirdiler..
Yine basında tekel olmaya devam edip milli iradeyi yönlendirmeye çalıştılar.. 
Ama artık durum farklı… 
Basında kartel değiller..
Çok farklı sesler çıktı ortaya..
Eskisi gibi boruları ötmüyor..
Kamuoyunu diledikleri gibi yönlendiremiyorlar..
Milli İrade’nin üzerinde baskı kuramıyorlar.. Alıştıkları düzen bozuldu.. 
Sıkıntıları ve karın ağrıları hep bundan!.03 HAZİRAN 2015 ÇARŞAMBA

Hiç yorum yok:

Blog Arşivi

Etiketler