'Yüzde
52 ile seçilen cumhurbaşkanına idam kararı'
manşeti
ile ilgili tartışmalar sürerken, Hürriyet'ten ilgi çekici bir açıklama geldi..
İlgili
gazetenin internet sitesine konulduktan az sonra kaldırılan söz konusu manşeti
savunma sadedinde söylenilenlerin herhangi bir anlamı yok aslında..
İnternet
gazeteciliğinin kendisine has özellikleri de,
yapılanı
açıklamaya kafi değil..
'Tıklama'
sağlamak
için yapılmaması gereken şeyler de vardır çünkü..
Başlığın
herhangi bir yerinde Mısır ya da Mursi geçmesi,
tıklama
açısından eksiklik getirmezdi..
Ama
geçmemesi,
akla
başka şeyler getirdi ve belki gerçek amaç da zaten bu idi...
İçinde
Mısır ya da Mursi geçmeden,
'yüzde
52 ile seçilen cumhurbaşkanına idam kararı'
manşeti
atanların,
'niyet
okuma'dan bahsetme lüksleri yok yani..
***
Hürriyet'in
mektubu,
topu
taca atma girişimi sadece..
Ama
yine de mektupta yer alan şu bölüm dikkat çekici:
"Sayın
Cumhurbaşkanı bizden ne istiyorsunuz? (...) Sürgün mü edeceksiniz?
Zorunlu
ikamete mi mecbur edeceksiniz?.
Ne
yapacaksınız?
Üstad
Necip Fazıl'ın dediği gibi bizi
"Öz
yurdumuzda garip,
öz
vatanımızda parya mı yapmak istiyorsunuz?"
***
Hatırladılar
mı acaba?
Hüzün
verici sorular bunlar...
Mektubu
yazanların hususiyetleri ve hangi sebeple yazdıkları bilinmese,
üzerinden
ciddi bir mağduriyet inşası bile mümkün olabilirdi..
Ama iş
öyle değil...
Öz
yurdunda garip,
öz
vatanında parya olmayı kimse istemez haklı olarak. Ancak, söz konusu manşeti
atan ve ardından da malum mektubu kaleme alan ve aldıranlar açısından ülkemizin
gerçekten öz yurt ve öz vatan olup olmadığı üzerinde biraz düşünülmesi
gerekiyor..
Tabii
ki Türkiye'nin onlar için öz yurt ya da öz vatan olmadığını kastetmiyoruz..
Ama öz
yurt ve öz vatan,
kişilerin
kendilerini değil toplumu merkeze alarak yapmaları gereken bir
değerlendirmedir..
Mesele,
Hürriyet'in
çekirdek kadrosunun,
kendileri
için öz yurt ve öz vatan olarak gördükleri Türkiye'yi,
onlar
gibi düşünmeyenler açısından nasıl gördükleri..
"Bizi
öz yurdumuzda garip,
öz
vatanımızda parya mı yapmak istiyorsunuz?"
sorusuna
ihtiyaç hissedenler,
78
milyonun kahir ekseriyetine 'öz yurdunda garip,
öz
yurdunda parya'
hissettirdikleri
günleri hatırladılar mı acaba?..
Bu
önemli bir husus..
Önemli,
çünkü
logosunda
'Türkiye
Türklerindir'
olan
bir gazetenin,
insanımızın
inanç ve değerleri konusunda takındığı tavırdan başlayarak,
çoğunluğun
kendisini
'öz
yurtlarında garip,
öz
yurtlarında parya'
hissetmeleri
için yapıp ettiklerinin haddi hesabı yok..
Yayın
hayatına başladığında,
mektupta
mısraı referans alınan rahmetli Üstad'a bizzat kurucusunun söylediği gibi:
'Fikri idam etmek üzere kurulan bir gazete'
den
bahsediyoruz..
***
27
Mayıs,
12
Mart,
12
Eylül,
28
Şubat,
27
Nisan...
Her
biri birer turnusol kağıdı işlevi gören süreçlerde,
milletimizin
yanında değil,
tam da
onun ve değerlerinin karşısında yer almasıyla maruf bir gazeteden..
'Gerekirse
silah kullanırız',
'Kaosa
kalkan 411 el'
gibi
manşetlerin üzerindeki mürekkep kokusu bile taze henüz...
Dolayısıyla;
bu
mektup olmamış,
yeniden
denesinler!..02 HAZİRAN 2015 SALI


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder