2.06.2015

‘KAOSA KALKAN 411 EL’!..



'Yüzde 52 ile seçilen cumhurbaşkanına idam kararı'
manşeti ile ilgili tartışmalar sürerken, Hürriyet'ten ilgi çekici bir açıklama geldi..
İlgili gazetenin internet sitesine konulduktan az sonra kaldırılan söz konusu manşeti savunma sadedinde söylenilenlerin herhangi bir anlamı yok aslında..
İnternet gazeteciliğinin kendisine has özellikleri de,
yapılanı açıklamaya kafi değil..
'Tıklama'
sağlamak için yapılmaması gereken şeyler de vardır çünkü..
Başlığın herhangi bir yerinde Mısır ya da Mursi geçmesi,
tıklama açısından eksiklik getirmezdi..
Ama geçmemesi,
akla başka şeyler getirdi ve belki gerçek amaç da zaten bu idi...
İçinde Mısır ya da Mursi geçmeden,
'yüzde 52 ile seçilen cumhurbaşkanına idam kararı'
manşeti atanların,
'niyet okuma'dan bahsetme lüksleri yok yani..
                                                            ***
Hürriyet'in mektubu,
topu taca atma girişimi sadece..
Ama yine de mektupta yer alan şu bölüm dikkat çekici:
"Sayın Cumhurbaşkanı bizden ne istiyorsunuz? (...) Sürgün mü edeceksiniz?
Zorunlu ikamete mi mecbur edeceksiniz?.
Ne yapacaksınız?
Üstad Necip Fazıl'ın dediği gibi bizi
"Öz yurdumuzda garip,
öz vatanımızda parya mı yapmak istiyorsunuz?"
                                                            ***
Hatırladılar mı acaba?
Hüzün verici sorular bunlar...
Mektubu yazanların hususiyetleri ve hangi sebeple yazdıkları bilinmese,
üzerinden ciddi bir mağduriyet inşası bile mümkün olabilirdi..
Ama iş öyle değil...
Öz yurdunda garip,
öz vatanında parya olmayı kimse istemez haklı olarak. Ancak, söz konusu manşeti atan ve ardından da malum mektubu kaleme alan ve aldıranlar açısından ülkemizin gerçekten öz yurt ve öz vatan olup olmadığı üzerinde biraz düşünülmesi gerekiyor..
Tabii ki Türkiye'nin onlar için öz yurt ya da öz vatan olmadığını kastetmiyoruz..
Ama öz yurt ve öz vatan,
kişilerin kendilerini değil toplumu merkeze alarak yapmaları gereken bir değerlendirmedir..
Mesele,
Hürriyet'in çekirdek kadrosunun,
kendileri için öz yurt ve öz vatan olarak gördükleri Türkiye'yi,
onlar gibi düşünmeyenler açısından nasıl gördükleri..
"Bizi öz yurdumuzda garip,
öz vatanımızda parya mı yapmak istiyorsunuz?"
sorusuna ihtiyaç hissedenler,
78 milyonun kahir ekseriyetine 'öz yurdunda garip,
öz yurdunda parya'
hissettirdikleri günleri hatırladılar mı acaba?..
Bu önemli bir husus..
Önemli,
çünkü logosunda
'Türkiye Türklerindir'
olan bir gazetenin,
insanımızın inanç ve değerleri konusunda takındığı tavırdan başlayarak,
çoğunluğun kendisini
'öz yurtlarında garip,
öz yurtlarında parya'
hissetmeleri için yapıp ettiklerinin haddi hesabı yok..
Yayın hayatına başladığında,
mektupta mısraı referans alınan rahmetli Üstad'a bizzat kurucusunun söylediği gibi: 'Fikri idam etmek üzere kurulan bir gazete'
den bahsediyoruz..
                                                            ***
27 Mayıs,
12 Mart,
12 Eylül,
28 Şubat,
27 Nisan...
Her biri birer turnusol kağıdı işlevi gören süreçlerde,
milletimizin yanında değil,
tam da onun ve değerlerinin karşısında yer almasıyla maruf bir gazeteden..
'Gerekirse silah kullanırız',
'Kaosa kalkan 411 el'
gibi manşetlerin üzerindeki mürekkep kokusu bile taze henüz...
Dolayısıyla;
bu mektup olmamış,
yeniden denesinler!..02 HAZİRAN 2015 SALI

Hiç yorum yok:

Blog Arşivi

Etiketler