***
Ama daha kötüsü de var Türkiye için. Mazlum halk, katillerin elinden kaçamıyor. Bir fırsatını bulanlar da Türkiye'ye sığınıyor. Türkiye'ye sığınan insan sayısı hali hazırda 20 bine yaklaştı. Bu katliam böyle devam ederse, Suriye'den gelen insan sayısının 100 binin üzerine çıkması bekleniyor. Bu vahim gelişmeler karşısında Türkiye tek başına ne yapsın? İran-Rusya-Çin ittifakı "Suriye, Libya gibi olmasın; dış müdahale yapılmasın." diyor. Güzel. Gerçekten de ne Libya gibi olsun Suriye, ne de Irak gibi. Peki, akan kan nasıl duracak? İran ile İsrail'in Suriye yönetimine bakışı neredeyse aynı. Biri "Aman bu rejim de düşerse sıkıntı bize sıçrar." diye bakıyor olaylara; öbürü de "Demokrasiye geçilirse ne olur ne olmaz. İsrail karşıtı bir yönetim iş başına gelir ve Esed'i, mumla ararız." diye bakıyor olaylara..Libya gibi ülkeler söz konusu olduğunda "insanî yardım" ve "demokratikleşme"yi ağzından düşürmeyen Batılılar, petrolün az olduğu ülkelerde neden bu kadar munis bir pozisyon alıyor acaba? Bir de Türkiye'deki kamuoyu algısı var. Sanki Amerika ve Batı bize baskı yapıyormuş da o nedenle biz Suriye'ye müdahale etmek zorunda kalabilirmişiz. Yok böyle bir şey. Bunu söyleyen ve böyle düşünenler halt etmişler..Suriye konusunda Türkiye yalnızlaştırılmıştır. Meseleye Türkiye kadar insanî perspektiften bakan ülke bulmak çok zor. Başbakan Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun konuşmalarına bakın, o konuşmalardaki insan vurgusu hiçbir ülkeden bu kadar net ifadelerle yükselmedi..Oysa hem Başbakan hem Dışişleri Bakanı, Esed ailesine zor zamanda dost kalmaktan dolayı ağır eleştirilere maruz kalmıştı. Suriye konusunun bu şekilde sürdürülmesi mümkün değil. Katliamcı politika 9 binden fazla insanın ölmesine sebep oldu. Şehirler bombalandı, yakıldı, yıkıldı. Konuya İran sempatisiyle bakanların bazı gerçekleri daha iyi görmesi gerekiyor. Artık açıkça belli oldu ki İran, Türkiye'yi oyalıyor, ciddi ve samimi adım atmıyor. Kimse Suriye ile savaşa girelim demiyor; ama bıçak kemiğe dayanmış durumda. Bu durumu göremeyen Esed, yanlış üstüne yanlış yaparak bir de PKK'ya yeni kamplar kurdu ülkesinde..Türkiye haklı olarak uluslararası baskıyı tercih ediyor; BM kararlarını önemsiyor, Arap ülkelerinin desteğini bekliyor. Ne var ki bu konuda Türkiye yapayalnız. Daha kötüsü, hiç istemediği halde, daha sert tedbirler almaya mecbur bırakılabilir. Anlayacağınız konu sanıldığından daha kritik, sınav tahmin edildiğinden daha çetindir. Bir zamanlar, "İran Pakistan / Sıra sende Müslüman!" diye haykıranlar daha da çetin sınavda.. 05 NİSAN 2012 PERŞEMBE

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder