Başörtüsüne uygulanan ambargo yazımıza bugün de devam etmek istiyorum. Çünkü bu bana göre çok ciddi bir konudur ve mutlaka birilerinin dikkati, birilerinin de kulağı çekilmelidir..Reklamlara dikkat ederseniz bunu çok açık bir şekilde görürsünüz..Doğru panjuru taktırdığı için “akıllı” ilan edilen kadının evinde toplanan gün arkadaşlarından bir tanesi de mi başörtülü olamaz demeden edemedim kendi kendime!.Şimdi sıkı durun bakalım. 5 milyon poliçesi olan sigorta şirketi hayatın her alanındaki kadın tiplerini gösterirken “başörtülüler sigorta kapsamı dışındadır" diyor resmen!.İnsanın bunu duyunca “vay alçak şerefsizler vay”diyesi geliyor..Tamamen yerli üretimle, mobilyada bir dünya markası olan Anadolu’nun gururu (!) firmamız, koltuklarına oturmanın rahatlığını yaşayan onlarca başı açık kadını hangi kıstasla belirliyor acaba? Muhafazakar kimlikteki sahibi, hemen her noktada bulunan mağazalarından, daha çok orta bütçeli mütedeyyin ailelerin mobilya aldığını nasıl görmezden geliyor merak ediyorum doğrusu!.Madem bu iş bir kaç ajans ve yönetmenin elinde...Mesela muhafazakâr kesime olan saygısıyla sempati toplayan ünlü yönetmen Sinan Çetin, reklam filmlerinde başörtülüleri de, herhangi bir markanın değer verdiği kitle içine soksa kim karışabilir, reklam verenden başka!.Sonra bu milletten kesinlikle böyle bir tepki asla gelmez..Ha birkaç kendini “medeni” addedenden (bana göre zanneden) başka kim karşı çıkabilir?!.
***
Asla bir ölçü, gösterge olamaz ama iki hafta önce oynanan Fenerbahçe-Samsunspor maçındaki pardösünün altına sarı-lacivert forma giymiş başörtülüler de bir mesajdır yerine göre. Futbol sempatisi altında, yüz binlerin karşısında duruşlarından taviz vermeden hayatın birçok alanında olabileceklerini gösterdiler..zaten hayatın her alanında var olan başörtülülere karşı gösterilmesi gereken saygıyı ne biz istiyoruz ve nede başörtülüler..Onlar ve biz sadece gölge edilmemesini istiyoruz hepsi bu..
Yıllarca resmi ideolojiyle şekillenen televizyon dünyası bile büyük bir dönüşüm yaşarken, başörtülüler de reklam verenlere artık ticari risk aldıklarını hissettirmeli diye düşünüyorum ben, siz ne dersiniz?.Mesela kim başörtüsüne katı bir düşmanlık sergiliyor, onun malını almayın..Onun arabasına binmeyin..İnanın o BMW’ye tanıtım amaçlı binen başörtülü kızdan sonra bütün başörtülüler BMW’lerini iade etselerdi bakın nasıl da sekize kıvrılarak önünüzde secdeye kapanıyorlardı..Ama sessiz bir çoğunluk bizde ve maalesef bu sessiz çoğunluk, “sessiz yığın” haline getirildi..
Türkiye’de tepkisizliğimiz yüzünden bütün bunlar başımıza geliyor..Türkiye’deki malum anlayışa göre "Namazı, varsa evin yaşlısı kılar, orucu yine varsa babaanne tutar. Baba akşamları bir kadeh rakı devirir. Annenin tüm arkadaşları başı açıktır. Çocuklar dini hiç sorgulamaz ve bizim istediğimiz tek tip Türk aile yapısı budur." şeklinde ekran dayatması kimsenin umurunda değil? Bu dayatma yüzde 60'ı geçen inançlı kesime rağmen, 10 yıllık iktidara rağmen yapılabiliyorsa, demokrasi, insan hakları ve inançlara saygıyı kapsayan bu dönüşüm sakat bir dönüşümdür..Bu sakat dönüşüme bir “dur” diyen çıkmazsa; daha doğrusu biz “dur” diyemezsek bir gün gelir biz de onlar gibi inanmaya ve düşünmeye başlarız..
Peki bu firmalar, diziler, sinema sektörü, bilgi yarışmaları daha neyi bekliyor. Emin olun üç beş başörtülü çıkıp tepki koysa, “almıyoruz”, “izlemiyoruz”, “tüketmiyoruz” dese yollarına ne güller dökülür, ne cilalı reklamlar çekilir? Başörtülülerin de kadın olduğunu ve sadece başörtüsü ile tesettür elbisesine ihtiyaç duymadıklarını, onların da annelik yaptığını, güzel güzel mobilyalar beğendiklerini, en tutucusunun dahi eşlerine güzel göründüklerini, bu zamana kadar zorlukla da olsa okuyup makam ve mevki sahibi olduklarını, dizi izlediklerini, tiyatro yaptıklarını da hatırlatmakta fayda var...Fayda var ama bizde az da olsa “akıl” ve “anlayış” yok. Birlik ve beraberlik içinde olamadık hiçbir zaman..Resmen Türkiye’de başörtülüye ambargo var işte..Var mı itirazı olan?!.. 12 NİSAN 2012 PERŞEMBE
***
Asla bir ölçü, gösterge olamaz ama iki hafta önce oynanan Fenerbahçe-Samsunspor maçındaki pardösünün altına sarı-lacivert forma giymiş başörtülüler de bir mesajdır yerine göre. Futbol sempatisi altında, yüz binlerin karşısında duruşlarından taviz vermeden hayatın birçok alanında olabileceklerini gösterdiler..zaten hayatın her alanında var olan başörtülülere karşı gösterilmesi gereken saygıyı ne biz istiyoruz ve nede başörtülüler..Onlar ve biz sadece gölge edilmemesini istiyoruz hepsi bu..
Yıllarca resmi ideolojiyle şekillenen televizyon dünyası bile büyük bir dönüşüm yaşarken, başörtülüler de reklam verenlere artık ticari risk aldıklarını hissettirmeli diye düşünüyorum ben, siz ne dersiniz?.Mesela kim başörtüsüne katı bir düşmanlık sergiliyor, onun malını almayın..Onun arabasına binmeyin..İnanın o BMW’ye tanıtım amaçlı binen başörtülü kızdan sonra bütün başörtülüler BMW’lerini iade etselerdi bakın nasıl da sekize kıvrılarak önünüzde secdeye kapanıyorlardı..Ama sessiz bir çoğunluk bizde ve maalesef bu sessiz çoğunluk, “sessiz yığın” haline getirildi..
Türkiye’de tepkisizliğimiz yüzünden bütün bunlar başımıza geliyor..Türkiye’deki malum anlayışa göre "Namazı, varsa evin yaşlısı kılar, orucu yine varsa babaanne tutar. Baba akşamları bir kadeh rakı devirir. Annenin tüm arkadaşları başı açıktır. Çocuklar dini hiç sorgulamaz ve bizim istediğimiz tek tip Türk aile yapısı budur." şeklinde ekran dayatması kimsenin umurunda değil? Bu dayatma yüzde 60'ı geçen inançlı kesime rağmen, 10 yıllık iktidara rağmen yapılabiliyorsa, demokrasi, insan hakları ve inançlara saygıyı kapsayan bu dönüşüm sakat bir dönüşümdür..Bu sakat dönüşüme bir “dur” diyen çıkmazsa; daha doğrusu biz “dur” diyemezsek bir gün gelir biz de onlar gibi inanmaya ve düşünmeye başlarız..
Peki bu firmalar, diziler, sinema sektörü, bilgi yarışmaları daha neyi bekliyor. Emin olun üç beş başörtülü çıkıp tepki koysa, “almıyoruz”, “izlemiyoruz”, “tüketmiyoruz” dese yollarına ne güller dökülür, ne cilalı reklamlar çekilir? Başörtülülerin de kadın olduğunu ve sadece başörtüsü ile tesettür elbisesine ihtiyaç duymadıklarını, onların da annelik yaptığını, güzel güzel mobilyalar beğendiklerini, en tutucusunun dahi eşlerine güzel göründüklerini, bu zamana kadar zorlukla da olsa okuyup makam ve mevki sahibi olduklarını, dizi izlediklerini, tiyatro yaptıklarını da hatırlatmakta fayda var...Fayda var ama bizde az da olsa “akıl” ve “anlayış” yok. Birlik ve beraberlik içinde olamadık hiçbir zaman..Resmen Türkiye’de başörtülüye ambargo var işte..Var mı itirazı olan?!.. 12 NİSAN 2012 PERŞEMBE

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder