6.03.2012

SÖZÜN BİTTİĞİ YERDE KONUŞANLAR!..

     Sözün gittiği yeri hesap etmeden yazdığım zaman maksadı aşma, karşı kampta olanların ekmeğine yağ sürme tehlikesi ortaya çıkıyor..Baştan beri kesintili eğitime karşı çıkanların maksadı belli; İmam Hatip Okullarını baltalamak..Zorunlu ve isteğe bağlı din dersine karşı çıkanların da sebepleri açıkça belli; "çocuklarının veya daha doğrusu bu ülke çocuklarının dindar olarak yetişmeleri" onların korkusu..Yetişen nesil dindar olunca hırsızlıklar, yolsuzluklar, soygunlar azalacak ve dolayısı ile kendilerinin ekmek kapıları birer birer kapanacak!..İsterler mi böyle dindar bir neslin yetişmesini?. Elbette istemezler.. Müslüman ve bir manada İslamcı oldukları halde, kendilerine göre makul ve mantıklı bir takım sebeplerle milli eğitimin yaptığı son değişiklikleri eleştirenler, üsluplarına dikkat etmezlerse yapıcı olana değil, yıkıcı ve bozucu olana yardım ediyorlar ve farkında bile değiller!..

                                                                             ***

              Bu konuya önce ilke olarak bakmak zorundayız : Kesintili öğretim mi, kesintisiz öğretim mi daha faydalı? Din dersi olsun mu, olmasın mı? Eğer kesintili eğitimin daha faydalı olduğuna ve dolayısıyla olması gerektiğine inanıyorsanız önce bunu açıkça ifade edeceksiniz ya da aksine inanıyorsanız bunu da açık açık söyleyeceksiniz..Faydalı olduğuna ve olması gerektiğine inandığınız halde bunun zamanlamasına itiraz ediyorsanız; "gerekli hazırlıklar yapılmadan sistemin değişmesinin sakıncaları var" gibi bir itirazınız varsa bunu da böyle ifade etmeniz gerekiyor..Karmakarışık, maksadı karanlık bir üslub kafaları karıştırıyor ve dostları gerçekten çok üzüyor..Mesela : "Halen derslik ve öğretmen eksiği varmış, kesintiliye geçilirse bu daha da artacakmış"..Bu yüzden iyi olmayan sistemi savunmak yerine "bir seferberlik yaparak kısa zamanda derslik ve öğretmen eksiğini giderelim" denir.. Böyle denmiyorsa kafalar karıştırılıyor demektir. Neymiş efendim "Müfredat mevcut sisteme göre hazırlanmış"..Bu da mesele mi Allah aşkına? Derhal çalışma başlatılır, yeniye göre müfredat hazırlanır. Zaten bu çalışma başlamıştır bile.."İlk dört yıldan sonra çocuk yaştaki öğrenci uygun seçimi nasıl yapabilecekmiş?" Benim torun ana okuluna gidiyor bilgisayarı ve laptop'ı rahat bir şekilde kullanıyor!..Buna ne diyeceksiniz?!..Lise sonda bile uygun seçimi öğrenci tek başına yapamıyor ve her zaman yanılma payı vardır..Şu halde doğru olan "öğrenciyi sekiz yıl yanlış öğretim programında hapsetmek değil, dörder yıl ara ile durumu gözden geçirme imkanı ve fırsatı vermektir..MAntıklı olan bu değil midir? "Kızlar okuldan alınacak, eve hapsedilecekmiş." Bunu yapacak olan şimdi de yapıyor. Ayrıca sekiz yıl sonunda kızı okuldan mahrum etmekle dört yıl sonunda bunu yapmak o kadar farklı mıdır? Birinde kız 11-12, ikincisinde 15-16 yaşında; ikincisinde olunca yetişmiş mi oluyor? Kızları ailelere rağmen okutalım diye kesintisiz öğretimi 12 yıl yapmak mı yoksa okulları kızların da okutulacağı hale getirerek aileleri okutmaya teşvik mi hayırlı sonuç verir..Hele hele bunu bu konularda sabıkalı olan TÜSİAD savunuyorsa hiç inanmayın ve sizi temin ederim ki hiçbir önemi de yoktur.."Evde okutmak için bizde yeterli ebeveyn yokmuş" Bugün ilköğretimin sonlarından başlayarak üniversiteye girinceye kadar imtihan cenderesine sokulan çocuklarımızı okul mu, ebeveyn mi, kurslar ve ücretli ev hocaları mı okutuyorlar/hazırlıyorlar!?!..Yarış atları gibi sağa sola koşuşturduğunuz çocuklardan daha çok akıl ve zeka mı elde ediyorsunuz yoksa sadece para mı?!..Düşünmek ve eleştirmek herkesin hakkı olabilir; ama sözün nereye gittiğini de düşünmek sorumluluğu vardır. Onun için sözün bittiği yerde konuşanlar bilin ki ya ideolojik düşünenlerdir ya da maddi çıkarları söz konusu olanlardır..07 MART 2012 ÇRŞMB

Hiç yorum yok:

Blog Arşivi

Etiketler