3.03.2012

BİR NUMARA DÜĞMEYE Mİ BASTI!..


Geçtiğimiz haftalarda Türkiye siyasi bir krizin hatta koalisyonlar dönemini başlatacak bir kaosun eşiğinden döndü. Psikolojik Savaşın inceliklerinin bir örneğini hatta Politik Psikoloji’de “Olgu” olabilecek bir örneğini yaşadık. Yaşadığımız bu örnek özel yetkili bir savcımızın rutin dışına çıkarak MİT Başkanı Hakan Fidan ile bir önceki başkan ve üst düzey yetkililer hakkında soruşturma ve yakalama kararı almasıydı..İkinci adım Başbakan ve eski yeni İçişleri Bakanlarını şüpheli konumuna getirmesiydi..Muhtemelen muhalif medya Alman Cumhurbaşkanına yapıldığı gibi güveni zayıflatma ve istifa ettirme yöntemi ile krizi besleyecekti..Hatta söylentilere göre emniyetteki tayinler ve bu istenmeyen olayları gündeme taşıyan savcıların Pensilvanya ile bile ilgilerinin olduğu şayiası yayıldı ama ben buna ihtimal vermiyorum..Bu son günlerde tartışılıyor. Gerçek neden bence hiçbiri değil. Ne polis istihbaratla MİT’in mesleki rekabeti, ne cemaatin büyüme arzusu, ne de MOSSAD’ın MİT’e operasyonu. Gerçek neden devletin içindeki devlete rağmen çalışan yapıların “Anayasanın değişmesine engel olma” çabasıdır..


                                                                            ***

Bu süreç kendiliğinden mi başladı yoksa arka planda devlet içinde devlete rağmen derin akıl yapısına işaret mi verdi? Polis teşkilatında süreçte rol alan bazı polisleri cemaat mensubu göstererek hükümet ve cemaat kavgası ile bir taşla iki kuş mu vurulmak istendi? “Devlet için devlete rağmen” diye isimlendirilen bir yapı var mı? Bu yapı Ergenekon ise bir numarası düğmeye mi bastı?. Süleyman Demirel'in 2005 yılında, CNN Türk'te yayınlanan Ankara Kulisi adlı programda konuyla ilgili söylediklerini hatırlayanlarınız olacaktır :“Derin devlet, devletin kendisidir. Askerdir, derin devlet. Cumhuriyet'i kuran askerler, devletin yıkılmasından daima korku duyar. Halk bazen sağlanan hakları suiistimal eder, yürüyüş hakkı verildiğinde gidip cam çerçeveyi indirerek, polisle çatışır. Derin devlete ülkenin muhtaç olması, ülkenin yönetilememesinden kaynaklanır. Derin devlet şu anda devrede değil. Derin devlet, kanaatlerine göre, devleti yıkılma sınırına getirmediğiniz sürece hareket halinde değildir. Onlar ayrı bir devlet değil, ama devlete el koydukları zaman derin devlet olurlar.” Sadece çetelerle ilgilenip arkasındaki beyinleri görmemek saflık olur. Bu örgütlü gövde ortaklığı sistemi ile çalışan organizasyonlarının İttihat Terakki Cemiyeti ile başlayan günümüzdeki uzantısı ortaya henüz çıkmadı..Demokratlığı nedeniyle halktan oy almış bir lider “Bir ülke yönetilemez duruma geldiği zaman derin devlete muhtacız, normal şartlarda hareket halinde değildir, devlet yıkılma sınırına geldiğinde devlete el koyar” diye özetleyeceğimiz bilgileri açıkça beyan etti..Sayın Demirel’in “Halk kendi kendini yönetemez, TBMM çözüm üretemez, seçime başvurarak çözüm aramaya gerek olmadan birileri sessizliğini bozup re’sen devlete el koyabilir, aynı güçler hiyerarşi içinde TBMM’nin emrinde değil kendi başlarına bunu yapabilir” yaklaşımı demokrasiyle ilgisi olmayan çok şaşırtıcı ve çok üzüntü verici idi..Milleti vesayete muhtaç, aciz, kültürsüz, gelişmemiş, geri ve reşit olmayan olarak gören bir algıya dikkat etmek gerekir. Hem çocuğunun rüşdünü ispat etmesine fırsat vermeyen sonra da benim çocuğum yapamaz diyen veli den farkı olmayan bir tutum..Devleti kuran güçler devlete öyle sahip çıkıyor ki yıkılmasın diye “Devlet içinde devlete rağmen” adı altında yasadışı bir yapı oluşturuyor ve bu yapıyı gerektiğinde devreye sokabiliyor ve bu yapı kendini TBMM’nin üstünde görüyor. Bu yapı denetlenmiyor, açık ve resmi bir tanıma sahip değil..Bu yapı “Akıl” olarak bağımsız ve özgür çalışıyor. Kimseye hesap vermiyor. Kenan Evren’in açıkça ifadesine göre “Devlet zaafa uğradığı zaman” harekete geçecek bir organizasyon. Demirel’in ifadesi ile “Yedek bir devlet” var. Ancak bu devlet yasa dışı..Yasa dışı bir yapı devamlı iktidarda millet iradesine güvenmiyor askeri yönetim dönemlerin dışında sessiz çalışıyor..Bu yapı ‘Bir Numara’ “hadi” dediği zaman plansız bir şekilde hareket etmiyor. Çok planlı hareket ediyor..Sayın Demirel ve Evren hayatta iken basına yansıyan ifadelerine açıklık getirmek gerekmiyor mu?!.Ne bekleniyor daha?!. Yargının bu konunun üzerine gitmesi gerekmektedir. 03 MART 2012 CUMARTESİ

Hiç yorum yok:

Blog Arşivi

Etiketler