4.03.2012

AMERİKA YILANIYLA AYNI ÇUVALA GİRİLMEZ!..

 Esad ülkesindeki halk ayaklanmasını aylardır ciddiye almadı, halkın değişim arzusunu tankla, topla susturabileceğini zannetti. Kalabalıkların değişim isteklerini görmezlikten, duymazlıktan geldi. Binlerce insan öldü, binlerce insan yaralı, on binlercesi de hapiste. Halkla kendi arasındaki tüm köprüler yıkıldı, ilişkiler tamamen çıkmaza girdi..Şimdi Suriye resmen bir iç savaşla karşı karşıya. Baas rejimini destekleyen İran ve Hizbullah da eninde sonunda Esad’ı yalnız bırakacak. Çünkü İran’ın pragmatik politikalar izlediği yeni bildiğimiz bir husus değil..Ülkeyi ziyaret eden Rus Dışişleri Bakanı ve Çin Dışişleri Bakanı da Esad'ı kurtaramayacak..Artık sorun eski yönetimi desteklemekten çıktı, Esad’dan sonra Suriye’nin başına kim gelecek meselesine dayandı. Bu mesele İran, Rusya ve Çini düşündürdüğü kadar AB, ABD ve İsrail’i de derinden düşündürüyor..Türkiye’nin Suriye muhalefetiyle direk bağlantı kurması, onlarla sık sık görüşmesi, her hususta onlara destek vermesi gelecekteki ilişkilerimizin temellerini oluşturuyor..

                                                                             ***

           Arap Birliği gözlemcileri Suriye’yi terk etti. Uluslararası baskılar yoğunlaşmış durumda. ABD, İngiltere, Fransa, Mısır Şam’daki elçiliklerini geri çekti. Esad kapana sıkışmış bir durumda, elindeki tüm fırsatları kaçırdı, tüm alternatifleri tüketti..Muhtemelen de Mısır'ın modern Firavun'u gibi kafes içine hapsedilecek..Dua etsin de Kaddafi gibi geberip gitsin!..Son günlerde daha da artan bir dozla  ABD, Fransız askeri güçleri Suriye’nin etrafında, semalarında leş kokusu almış Akbabalar gibi dolaşıyor..Türkiye’nin tepkileri sert ve net olmasına rağmen Baas rejimini yıkmak için tek başına hareket etmiyor.. Arap ligi ve uluslararası aktörlerle birlikte hareket etmesi bu ülkelerle olan ve gelecekteki ilişkilerimiz bakımından önemli. Bugünkü konjonktürel duruma göre oyunu takım halinde oynamak tek başına oynamaktan daha iyi ve Türkiye’nin çıkarına..İyi gidiyoruz anlayacağınız.. Toplumumuzda öyle bir algı oluşturuldu ki inanılır gibi değil; çünkü ben de o algıya inanmaya başladım..İnsanımızın çoğunun benim gibi ‘’Türkiye Suriye’ye girsin, en kısa zamanda diktatör Esad zaliminin elinden Suriyeli kardeşlerimizi kurtarsın’’ diye düşündüğünü biliyorum..Ancak biz değil de Suriye’ye yapılacak yabancı bir müdahalenin içinden çıkılmaz birçok sorunları da beraberinde getireceği kesin..Türkiye’nin tek başına Suriye’ye yapacağı müdahale Suriye, Türkiye ve Arap halklarının çoğunluğunca alkışlanabilir. Ancaak, Arap Ligine üye birçok ülkenin diktatörlerinde de bir panik oluşturur böylesi bir müdahale..Sıra kendilerine geldiğinde bu askeri hareket emsal teşkil edeceğinden hiçbir diktatör buna şimdiden rıza göstermeyecektir.. Türkiye’nin toprak derdinde olan işgalci bir görüntü içinde olmaması, hem Türkiye hem de değişim yapan ve arzusunda olan Müslümanlar için önemli..Türkiye Suriye muhalefetine her türlü yardım ve desteği vermeli, değişim her ne pahasına olursa olsun içerden ve Suriye halkı tarafından yapılmalıdır..ABD, Fransız, İngiliz ve müttefiklerinin müdahalesi ise, Suriye’de daha çok kanın akmasına sebep olur. Yerle bir edilen Afganistan’ın, taş taş üstüne bırakılmayan Irak’ın, harabeye çevrilen Libya’nın durumu ibret olarak hala karşımızda duruyor..Akıllı insan bir sefer, o da yanlışlıkla Akrebin deliğine parmağını sokar.. ABD yılanıyla aynı çuvala girilmez. Yeter, ahmaklığın lüzumu yok..Bütün Müslüman liderlerin artık bunu bilmesi gerekir. Bilmezlerse; Amerika yılanıyla aynı çuvala girilmeyeceği gerçeğini hala bilmiyorlarsa yazık ne yazık!.. Suriye halkı eninde sonunda bu zalimi ve rejimini devirecek bundan hiç kimsenin şüphesi yok…                                                                                                         05 MART PAZARTESİ

Hiç yorum yok:

Blog Arşivi

Etiketler