23.02.2012

YANLIŞ İLİKLENEN İLK DÜĞME!..

Ne zaman yargı konuşuluyorsa, bu Türkiye'de iyiye işaret değildir. En hafifinden ortada izah edilmesi zor bir durum var demektir..Böyle anlaşılır yani..Bugünlerde de olan bundan ibarettir..Yargı adına yapılan açıklamalar yürütmenin yetki alanının sınırlarına gidip geliyor. Bu tür tartışmalı hallerin hepsinde olduğu gibi izah da edilemiyor. Sanki yargı, yürütmenin işlemlerini yargılayabilirmiş de bunu yapmamak alicenaplığını gösteriyormuş gibi bir manzara ortaya çıkıyor, hal böyle olunca!..Hukukçular, yorumcular yeniden Türkiye’nin bıkıp usandığı bir tartışmanın tarafı olarak pozisyon alıyor..Alıyor ama çelişkiler de giderilemiyor. Giderilemez de böyle olunca...Birinci düğme yanlış iliklendiği için sonrası da kaçınılmaz olarak yanlış ilerleyecektir..Önce kanunun verdiği yetki aşılarak MİT Müsteşarı’na yönelik bir girişim başlatılmıştı hatırlarsınız.. Ardından, gizli kalması gereken soruşturmayla ilgili bilgiler gazetelerde yayınlandı..Ve ardından soruşturma hükümeti hedef alıyor mu, almıyor mu gibi bir hukuk devletinde hayal bile edilmesi düşünülemeyecek yargı eksenli bir tartışma başlamıştı..Türkiye'de de neyin nasıl tartışıldığı da ortada...Bir yandan yatıştırıcı iyi niyet girişimleri de var. Çünkü kimse böylesi bir noktaya gelindiğine inanamıyor, inanmak bile istemiyor..Ancak, kamuoyunun alarm hali, tartışmaların giderek derinleşmesi, soruların sertleşmesi o yanlış iliklenen düğme çözülmeden sahici bir yatışmanın mümkün olmadığını gösteriyordu ki; bu yanlış iliklenen düğme, çıkarılan ve Cumhurbaşkanı tarafından da onaylanarak yürürlüğe giren kanunla çözüldü ve şimdi gömlek yeniden iliklenmeye başladı..

***

. Öte yandan, Başbakan’ın zaten 30 yıldır sahip olduğu bir yetkiyi yeniden almak için Meclis’e gitmesi gerekmeyebilirdi. Hükümet böylesine zor ve sıkıntılı bir yola mecbur edilmeyebilirdi. Hukuki bir hatada umursamazca ısrar etmek yerine, yine hukukun imkanları dahilinde bir tashihle, sorun Türkiye’ye zarar vermeden de hal yoluna konulabilirdi. Ne var ki, herkes durumdan müteessir olmasına rağmen, herkes gelinen noktanın kabul edilemezliğini kabul etmesine rağmen ve herkes çatışmanın daha fazla büyümemesinden yana görünmesine rağmen yaprak kımıldamadı..Hükümet, Başbakan, Meclis zaten açık olan yasayı bir kez daha açmaya inatla ve keyifle mecbur edildi. Yargı hatadan dönebilecekken ve böylelikle bir hukuk ayıbı kendi içinde hallolabilecekken, fatura Meclis’e ödetildi..En az MİT Müsteşarı’nı hedef alan girişim kadar, sürecin böyle gelişmesi de vahimdir. Artık kim maksadının yasama alanına müdahale olmadığını, hükümet icraatlarını sorgulamak niyeti taşımadığını söylerse söylesin, ortaya çıkan manzara sadece budur. Siyasetin alanını daraltma teşebbüsü sergilenmiş ve bu da ancak siyaset yoluyla durdurulabilmiştir..Böyle şeyler ancak eski Türkiye’de olur demiştik. Bunu derken görünürde MİT’i hedef alan son teşebbüsün aslında değişime direnme temayülü içerdiğinin de altını çizmemiz gerekiyor, hem de ısrarla.. Eskiden o görüntüleri yaşatanların tarih ve kamu vicdanındaki acı hatırası ise ayrıca malum. Yargı, uzun yıllar unutulmayacak bir yanlışa, bir tek kişinin demesiyle imza atarak Türkiye’ye hiç hatırlamak istemediği bir devrin nostaljisini yaşatmış, ülkeyi de kendisini de yıpratmıştır..Bütün millet ile birlikte dünya öğrenmiştir ki; bir zamanlar “övünülerek atanan 5000 hakim ve savcının” fikir yapısına uymadığı için bu acı nostaljinin yaşanmasına bir tek kişi sebep olmuş ve o meşhur 367 krizi çıkarılmıştır..İsrail'in nefret ettiği ve kesinlikle istemediği MİT müsteşarı sayın Hakan Fidan'ı alaşağı etmek için yine buna benzer acı bir teşebbüsle tecrübe yaşanmıştır ve Başbakanımız yanıbaşındaki ekibini; hem de en kıymetlisini harcatmamıştır..Başka kimlerin bu yollarla yıpratıldıklarını tekrarlamaya gerek var mı bilmiyorum? Onun için ülkede her giyilen gömleğin ilk diğmesine çok dikkat etmek gerekir..İlk düğme düzgün ve yerine iliklenirse gerisi kendiliğinden gelecektir. Tabi deli gömleği müstesna!..Asker eliyle yapılamayan darbelerin yargı yoluyla yapılması denemesi boşa çıkarılmıştır..Bu ülkemizin geleceği adına çok muazzam bir gelişmedir.. Bu gelişmenin karşısında kendilerine yer bulanlar değişimden nasibini alamayanlardır..Bunun yanında olanlar ise modern dünyaya ayak uydurmasını becerebilenlerdir.. Tarih bu günleri asla unutmayacak ve sahifelerine altın harflerle işleyecektır.. 23 ŞUBAT 2012 PERŞEMBE

Hiç yorum yok:

Blog Arşivi

Etiketler