24.02.2012

İÇİMİZDEKİ REKLAM PANOLARI!..***HAYIRLI CUMALAR***

Reklam panoları, hayatımızın karabasanı gibi. Kesintisiz reklam panolarının içindeyiz sanki!..Biz mi panoların içindeyiz panolar mı bizim içimizde aslında bazen karıştırıyorum. Pano diktiğimiz kadar bu memlekete ağaç dikilse iklimimiz tropikaledönüşürdü..Ne ki bu panoların hayatımıza kattıkları şiddetin farkında bile değiliz. Reklamlar, panoların üzerinden akıp geçtikçe, akıp geçen şeylerin kalbimizin üzerine biriken is olduğunu fark etmiyoruz..Her yere dikiyorlar dedim ya... Geçenlerde tam olarak nerede gördüğümü hatırlamıyorum ama yemyeşil çimenlerin tam da ortasına dikmişler..Reklamda yazılanların ismini vermeyeyim de bir de ben reklamını yapmış olmayayım..Aslında her yere dikilen bu reklam panoları bizim nefessiz kalabileceğimizi, kükürt soluyarak da yaşayabileceğimizi, ancak reklamsız kalamayacağımızı anlatmaya çalışıyor..Hatta susuz kalabiliriz..Ekmeksiz kalanlarımız var aramızda. Açlıktan ölen bebeklerin nüfusa oranını ya da sayısını bilen bile yok!.. Ama olsun. Ölen ölür kalan sağlar bizimdir nasılsa..Aman biz yeter ki reklamsız kalmayalım..

***

Ne zaman reklam panolarını görsem...Hele hele yiyecek reklamı yapılıyorsa kafamı vura vura parçalamak istiyorum.. O kadar doluyorum ki kendi kabıma sığamaz oluyorum. Bağırsam, semtin bütün camlarını indirebilir mişim gibi geliyor!..Anadolu'nun bir kentinde parkın da tam ortasında; insanların sel olup aktıkları bir yerde küçücük, kirli yüzlü, yandan bağlanmış kıvırcık saçları ve kömür kömür gözlü, yumuk yumuk elli bir kıza bakarken görmüştüm parkın tam ortasına dikilmiş o panoyu..O minik kız tuğla parçasının üzerine oturmuştu. Elinde minik minik doğranmış simitlerin doldurulduğu bir küçük poşet..Ama üşüdüğü he rhalinden belliydi..Sırtını şu tarafa versen üşümezsin bebeğim diyeceğim anda gördüm reklamı. Yine adını vermeyeceğim ama iştah kabartan bir şeydi anlayacağınız..Her neyse işte..Küçük kız sırtını o tarafa verince arkasında kalan başka bir reklam panosunda yazan "kendini sev" şımarıklığını okuyamayacaktı elbette. Ama iştahını kabartan o kaseyi ortada duran reklam panosunda görecekti bu defa..İnsan kendini sevemez. İnsan kendini mutlu edemez..Daha doğrusu inanan insan demek istedim ben..Müslüman kendisine ancak saygı duyabilir..Bizim mutluluğumuzun, huzurumuzun anahtarı hep başka yüzlerde başka kalplerin derinliklerinde saklıdır..O panoda yazan 'kendini sev' daha çok ye!..Daha çok tüket!..En kısa süre içinde obozite ol denmek isteniyor..Yani kendine "Kendini" satın al denmek isteniyordu bana göre.. Dök saç paranı, har vurup harman savur..Senden zor durumda olan fakirleri de asla düşünme. Kendini sev, sev ki bir terapistten öteki terapiste doktor doktor dolaş dur..Kendini seve seve kuyruk bekle diyetisyen kapılarında..Kendini rakamlara sığdırmakta, rakamlardan sınırlar çizmekte ne kadar mahir günümüzün post modern insanı..Her şeyi ölçüyoruz, rakamların ruhsuz gövdesine yüklemek için..Ama ölçülebilenlerden yana sıkıntımız yok.. Biriktirdiklerimizden yana dertli değiliz. Biriktiremediklerimiz esas sıkıntımız. Ne ki bunun da farkında değiliz..Toplum olarak yaşadığımız problemin başkalarının çok, bizim az biriktirdiğimizden kaynaklandığını düşünüp daha çok biriktirmek için harcıyoruz bize en lazım olan şeyleri ama farkında değiliz..Harcadıklarımız ki yerine kolay konmayan şeyler. Neyi harcıyoruz biliyor musunuz? Dostluk, arkadaşlık bir evlat bir kardeş bir eş bir anne baba oluşumuz, komşuluğumuz. Bir apartmanın, bir sokağın, bir mahallenin, bir şehrin, bir ülkenin, bir dünyanın sakini olmamız, harcadıklarımız..Bunları verip yerine yalancı ve sahte rakamları koyuyoruz. Biz rakamların peşine düşmüşken, başka rakamlar taş gibi düşüyor kalbimizin tam da orta yerine : Dünyada bir saatte 300 tane çocuk açlıktan ölüyor, haberimiz oluyor mu?. Sen "kendini sev"meye devam et. İtirazsız kabul et. Hatta seni mutlu edecek görüntülerin peşine düş. Hiç zorluk çekmezsin. Sabredip beklersen biraz önce saatte 300 çocuğun açlıktan öldüğü haberinin alelacele verildiği haber bülteninde, yaz sıcaklarından kavrulan Güney Yarımkürede bir hayvanat bahçesinde hayvanlara yapılan dondurma servisini uzun uzun seyret be kardeşim.. Sen en az aylık 15 bin lira gelirin peşinde ömrünü tüketmeye devam et, boş ver açlıktan ölenler senin neyine?!.Son önemli son!..Sev kendini. "Ötekini" sevmedikçe, el uzatmadıkça bütün sevgilerden yoksun kalacaksın sonunda.. Hayırlı cumalar.. 24 ŞUBAT 2012 CUMA

Hiç yorum yok:

Blog Arşivi

Etiketler