25.05.2015

‘SONLARI MENDERES GİBİ OLACAK’!..



daha dün denecek kadar kısa bir süre önce savcılık mesleğinden ihraç edilmiş,
sıradan bir vatandaş verdiği röportajda açık açık bu ülkenin Cumhurbaşkanı’nı, Başbakanı’nı tehdit etti..
Bu ne cür’et?!.
Bu ne şaşırmışlık böyle?!..
Ne diyor bu bu şahıs?
" “Menderes,
anayasayı ihlalden mahkûm olmuştu..
Bunların yaptığı onun yaptıklarını fersah fersah aştı..
Bizimle ilgili kararı veren hâkimler de,
bu karar için baskı yapan iktidarla birlikte anayasayı ilga suçundan yargılanacak
TCK’nin 309. maddesinde
‘Anayasanın ihlali’ suçu var..
Cezası ağırlaştırılmış müebbettir."
                                                            ***
Şimdi şu ruh haline bir bakalım:
Menderes'in idamını haklı görüyor..
İdam edilmesinin doğru bir şey olduğunu soyluyor..
“İdam kalkmasa bunların da idam edilmesi gerekiyor ama kesinlikle müebbetle yargılanmaları gerekir..” Diye de üstüne basa basa tekrarlıyor..
Zehirli yapının kahramanlar listesinde olan bu zat Ocak ayında verdiği röportajda bakın neler söylemişti:
Bu iş sonunda Bilal Erdoğan üzerinden Erdoğan'a uzanacak mıydı gerçekten?!.
Cevap:
Bizim dosyamızda Bilal Erdoğan'la ilgili bariz bir şey yoktu..
Biz polis fezlekelerine de yazmamıştık..
Meclis'e gönderdiğimiz bilgi notuna da eklemedik,
ama bence işin içindeydi Erdoğan...'
                                                    ***
3. Sınıf kabile devletlerinde rastlayacağınız cinsten bir hukuk anlayışının ülkede nelere mal olacağının apaçık kanıtı olan bu sözleri söyleyen birine hukuk adamı diyebilir misiniz,
Allah aşkına?!.
Kendi dünyasında oluşturduğu veya birilerinin çizdiği istikamet üzerinden Türkiye Cumhuriyeti'nin temelini dinamitleyebiliyor..
Doğrudan ismi geçmeyecek,
tapelerde bilgi olmasaydı da iddianamede ismi geçecekti..
Kimin?!.
Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın!.
Düşünün ülkenin yargısını ne hale getirmişler.. Delil olmadan hissederek dava dosyası oluşturup iddianame yazıyor paşam!.
Böyle bir cür’eti nasıl kendinde buluyor bilinmez ama açık açık darbe yapacaktık ama elimize,
yüzümüze bulaştırdık diyor..
Bahçeli,
Kılıçdaroğlu ve Demirtaş
“İktidara gelirsek bu savcıları göreve geri getireceğiz”
diye meydanlarda haykırıyorlar..
Atın atın!..Kahkahalar atabilirsiniz!..
Bunlar ülkeyi idareye talip olanlar!..
Nasıl bir birlikteliğin olduğunu ne biçim tezgâhların kurulduğunu görmek açısından ibretlik..
Tüm bunlar yaşanırken hala bu ülkede despotizm,
diktatörlük gibi kelimeler kullanılıyor..
Nasıl diktatörlük bu?!.
                                                            ***
Terör örgütlerinin basın yayın organları her gün gazetelerini çıkartıyor,
Katolik laiklerin gazetesinde her gün en ağır ve aşağılık hakaretler birbirini ardına yapılırken, prostatlı karikatüristler her türlü zeka düşkünü karikatürleri çizerken, 
sıradan bir vatandaş açık açık bu ülkenin devlet başkanını ve Başbakanını idamla tehdit ederken diktatörlükten bahsedeceksin ha?!.
Örnek olması açısından bahsediyorum: Diktatörlük malikanede oturup her şeyini kutsal kabul ettiren bir şahıs olabilir mesela.. Diktatörlük Kandil'de kendine bir harem kurup binlerce insanı kandırıp sonra üfürükten bir bahaneyle infaz ettirmektir..
Diktatörlük Ali Şükrü'yü öldürtüp sonra da Topal Osman’ın infazını da gerçekleştirmektir.. Diktatörlük en yakın arkadaşının ölümünden sonra kendi adına para bastırmak ve herkesi fişlemektir..
Diktatörlük son 12 yılda seçim kaybedip ölene kadar daimi genel başkan olmak,
aday olanların da kafasında soda şişesi patlatmak,
7'den 77'ye herkese el öptürmektir..
Diktatörlük tıpış tıpış oy vereceksiniz diyerek parti mensuplarını koyun yerine koymaktır..
                                                            ***
Görülmüştür ki,
7 Haziran Türk siyasi tarihinin en önemli secimi..
Bu secim bir parti yarışından çok öteye gitmiştir..
Bu seçim Kudüs’ün,
Gazze'nin,
Suriye'nin,
Balkanların,
Kara Kıta’nın,
Türkistan’ın yani mazlum milletlerin de kader seçimidir.. 
Allah bu mazlum milletlerin hamiliğini yapan devleti ebed müddet korusun,
yüceltsin ve bu istikametten ayırmasın..
25 MAYIS 2015 PAZARTESİ

Hiç yorum yok:

Blog Arşivi

Etiketler