28 Şubat’ta BÇG’nin düzenlediği brifinglere katılan hakim ve savcıların listesini istemiş, özel yetkili savcı.. Haberlere göre, bu hakim ve savcıların baktıkları davaları da incelemeye alacakmış..312 General davası nasıl ortaya çıktıysa, bu vesile ile o da ortaya çıkacak demektir..Bu davada adı geçen generaller ifadeye çağrılacak, tanıklıklarına başvurulacak olursa, tek davada 312 tane General’e adliye yolu gözüküyor demektir.. Adaletin yolu daha doğrusu..312 General davası çok su götürür.. Bu davaların parası, avukatlık paraları hangi kaynaktan nasıl ödendi, bu kadar insanı kim nasıl bir araya getirdi, bu vesile ile öğrenmiş olacağız..Bu davaların Yargıtay aşamaları da bir garip.. Çoğu emekli olan zatı muhteremler için de bu haber elbette ki iyi olmayacaktır..Uykuları kaçacaktır şimdi. Uykularını kaçırdıkları insanların o günlerde çektikleri sıkıntıların çok daha fazlasını çekeceklerdir..Hani şu ünlü savcılar Nuh Mete Yüksel ve Vural Savaş da bakarsınız sanık sandalyesine oturtulmuşlar..Bu dünya etme bulma dünyasıdır. Ne demişler : Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste..
***
28 Şubat’la ilgili anlatılacak o kadar çok şey var ki. Mesela hakimler kendi adamlarını beraat ettiriyorlardı..Neden? Çünkü o hakimler brifing alan hakimlerdendi..Birini biliyorum ki; o şahsı beraat ettiren hakim, bakanlıkta bir göreve tayin edildiği için Erbakan’a muhtıra verilmişti..Demirel sırf bu yüzden Başbakan Erbakan'a mektup yazarak askerlerin rahatsızlığını bildirdi..Zaten hatırlarsanız Demirel'in bu çıkışları çok meşhurdur.. Adı açıklanmayan bir asker vardır hep Demirel'in ve onu pohpohlayan medyanın arkasında.. Ben asıl şimdi Çevik Bir Paşa ne yapacak onu merak ediyorum..Her gün bazı yazarlar hakkında yazılar gönderiyordu Adalet Bakanlığı’na..HAtta göndermekle de yetinmiyor ayda bir ya da iki defa da Bakanlığa, dava açıldı mı diye de soruyordu. Dava açılınca da yine ayda bir ya da iki defa, dava ile ilgili gelişmeler hakkında savcılıktan doğrudan bilgi istiyordu.. Bununla da yetinmiyordu paşa hazretleri, bir de sürekli andıç yayınlıyordu..Televizyonlardaki açık otorumlara katılan muhafazakar ve catanını milletini seven insanların ya çıkartılmamaları ya da çıkartılırlarsa bile karşılarına adam akıllı birinin çıkartılması talimatını veriyordu.. Televizyon yöeneticileri de bunun dediğini kuzu kuzu yapıyorlardı.. Neydi o günler! Televizyonlara çıkan ve kafası çalışmayan ve fakat talimatları okuyan bir sürü dalkavukları dinlemek zorunda kalıyorduk!..Bazıları da mahkemeleri mekan tutmuşlardı..Çevik Bir bu işi o kadar abarttı ki, bu iş için “Hasan Tahsin Basın Merkezi” diye bir merkez bile kurdu.. Onlarca kişi, gazeteleri, dergileri, kitapları okuyor ve hemen suç duyurusunda bulunuyorlardı..Basın kuruluşlarına Akreditasyon uygulaması Çevik Bir zamanında başladı.. Akredite gazeteciler, sisteme yamalık gibi eklendiler adeta..Böylece her gazetede, kanalda onların adamları vardı. Medya tetikçiliğine soyundular bunlar.. Hedef gösterilen kişilere ayrıca istihbarat bilgileri, masabaşı senaryolarla saldırıyorlardı..Hiç unutamadığım bir senaryo da “İlkeli, dürüst gazeteci” Uğur Dündar'ın “Şerafettin Hoca” adında birinin büyücülük yaptığı ile ilgili yalan bir haber yapmasıydı..Adam Uğur Dündar'ın bu ilkeli ve dürüst saldırılarına daha fazla dayanamadı ve intihar etti..Bir kanalda olan bir yalan haber akredite edilen tüm kanallarda ısrarla yayınlanırdı ki kamuoyu kandırılarak oluşturulabilsin..Böylece darbe yaptıklarında millete “Oh olsun!..Bunlar da fazla oldular canım!..” dedirtilebilsin..Tıpkı “Biz darbeyi bir yıl önce yapacaktık aslında!..Ama şartların biraz daha olgunlaşmasını bekledik!..” diyerek günde bir sağdan bir soldan olmak üzere 50- 100 kişinin ölmesini sağlayan Evren paşa gibi..İkisi de paşa!..O medya linçlerinde kullanılan ve servis edilen video kayıtlarını servis eden de Çevik Bir’di sanırım..O günlerde bazı gazetelere gidip, “Gazete binasını başınıza geçiririz, enkazın altından cesedinizi bile bulamazlar” diye tehdit edenler de onlardı..Hatta tehdit de yetmiyor, biliyorsunuz kalaşnikofla tarayıp, silahı da bırakıp ortalıktan kayboluyorlardı.. Danıştay cinayetinde oynanan oyunu biliyorsunuz..Bu işler böyledir işte. Kimsenin yaptığı yanına kâr kalmaz. Bir devran döner ve hesap sorulur..Bir de toprağın altı var!.. 01 MART 2012 PERŞEMBE
Bakanlık devreye girdi: İki ürün piyasadan toplatılıyor!
17 dakika önce
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder