17.03.2012

NANKÖRLÜK VE ÇANAKKALE!..

      Bakmayın siz, binlerce, yüzbinlerce veya milyonlarca kişilik şehirlerde, ilçe merkezlerinde yaşadığımıza. Çağdaş insanın en büyük derdi yalnızlık. Kalabalıklar içinde, insan selleri içinde yalnızlık çekiyoruz. Teknolojik donanımlar bizlere sosyalleşme adına müthiş konforlar, kolaylıklar ve türlü seçenekler sunuyor ama, bizlere sunulan bu yelpaze her geçen gün yalnızlaşmamıza, kabuğumuza çekilmemize, kendi dünyamıza hapsolmamıza, daha açık bir ifade ile asosyal bir bataklıkta debelenmemize sebep oluyor. Konuşuyoruz, ama cep telefonu galaksisisin soğuk atmosferinde konuşuyoruz sadece.. Konuşuyoruz ama, sohbet etmiyoruz, muhabbet etmiyoruz. Evlerimizin en mutena köşesine koyduğumuz televizyonun bizlere sunduğu dünyanın, karakterlerin, kahramanların çekim merkezinde kupkuru bir sohbetin etrafında dönüp dolaşıyoruz. İletişim dünyasında, iletişim kısırlığı çekiyoruz. Birbirimizin dünyasına girmek, dertlerimizi paylaşmak, mutluluklarımızı çoğaltmak için hiçbir şey yapmıyoruz..Birbirimizin kapsama alanına girebilmenin tek ölçüsü para olmuş, yazık..Monotonlaşan hayatımıza renk katacak aktiviteler yapmıyoruz, birbirimizi anlamak, birbirimizin bizi anlamasına fırsat vermek adına hiçbir şey yapmıyoruz.
                                                                          ***
            İnsan, insana yaslanması gereken, insanla sosyalleşmesi gereken bir varlık. Televizyonun, internetin, cep telefonunun olmadığı dönemlerde saatlerce muhabbet edilen ortamlarımız vardı. Büyüklerimiz bizlere hayat tecrübelerini aktarır, yaşadıkları olaylardan ders çıkarmamız için bizlere bir nevi "Hayat koçluğu" yaparlardı. Bugün, bu tecrübeleri aktarmak için birileri üstüne para alıyor, bunu meslek haline getiriyor..Modernizm, içimizden bir şeyleri eksiltti... Modernizm, insanlığımızı köreltti...Bu modernizm denen bela bize tarihimizi bile unutturdu..Seferberlikte bir dedesi ve 6 kardeşi şehid düşen ve diğerleri da gazi olanların torunu olan ben…çocukluğumda, dedem Hasan Onbaşı’nın savaş anılarını dinlemekle geçmişti..Bizler Hasan onbaşıların Seyyit çavuşların torunlarıyız..Biz Balkan Harbi’nde perişan olduktan sonra kanlarıyla bu ülkeyi kurtaranların evladıyız..Çanakkale savaşından hemen sonra Çanakkale’den Erzurum’a yürüyerek yaya gidenlerin torunlarıyız biz..Top arabalarının katırlarının pisliklerinden topladıkları arpaları yiyerek hayatta kalan ların evladı olan bizler bugün modern kölelik düzeninin emirlerini yerine getirmekle meşgulüz..Yarın Çanakkale Savaşları’nın yıl dönümü olunca Çanakkale ile ilgili bir şeyler söylemem gerektiğine inandığım için yazıyorum..Şimdi ben size soruyorum; hanginizin çocuğu, hangi birimizin çocuğu vatan için beygir pisliğinden çıkan arpaları yer? Yokluğun dibini bulmanın cümlesi, “Katır pisliğindeki arpayı yemek” ondandır belki..Katır pisliğindeki arpaları yiyerek hayatta kalan ve yedi düvele karşı savaşan dedelerimizin sayesinde bugün bu topraklarda yaşamaya devam ediyoruz..Çanakkale ruhu dendiğinde, hem bir direniş bilinci aklımıza gelir…Hem, memleketin her bir köyünden, her bir şehrinden, her bir bölgesinden ilan edilen seferberlik çağrısına kulak veren vatan evlatları…Hem, tıpkı 6 kardeşi ile beraber Çanakkale’ye koşan kurt dedem gibi binlerce ecdadımızın “hesapsız” hali!..Diyarbakır’daki bir afiş iki gün önce gazete sayfalarından yayınlandı..Valiliğin afişinde, Türkçe “Kucaklaşmamız bayramlarımız olacak’ ve aynı anlama gelen Kürtçe, ‘Hembez kirina me, We bibe cejna wan’ ifadeleri yer aldı..Şimdi, manevi ayaklarımızla hep birlikte 97 sene öncesine bir seyahate çıkalım ve gördüklerimizi; yaşananları şöyle bir zihnimizde canlandıralım : Diyarbakır’dan kalkıp Çanakkale’ye koşan dedelerimize de…Atalarımın geldiği Kerkük ve Musul’dan kalkıp koşan dedelerimize de…BUgün kendi despot liderleri tarafından ezilen üzülen Halep’ten, İdlib'den kalkıp koşan dedelerimize de…Trabzon’dan, Kayseri’den, Çankırı’dan, Kastamonu’dan, Afyonkarahisar'dan, Aydın'dan, Denizli'den, Bakü’den ve hasıl o dönem memleketin her bir yerinden Çanakkale’ye koşa dedelerimize rahmet diliyorum..Allah onların şefaatlerine hepimizi nail eylesin. Dahası ve önemlisi onlara layık evlat eylesin. Yeni yetişen nesillerimizi atalarına küfreden değil atalarından aldıkları ilhamla yaşayanlardan eylesin..Bugün o dedelerinin ruhuna sahip olanlara saygılarımla..Bizim ruhumuz Çanakkale’dir..                          "17 MART 2012  CUMARTESİ



Hiç yorum yok:

Blog Arşivi

Etiketler